Oba Maçı
Oba Maçı
Eskiden köy vardı. Ve çocuklar. Ve mahalleler. 3 mahallenin 3 de takımı elbette. Takım dersen doğaçlama. O anda karar verilir. Evine ulaşılana haber salınır. As futbolcular bir şekilde takıma implante edilir. Figürasyon bir şekilde yedeklenirdi. Takımı kim kurar. Evrensel kural burda da geçerliydi. Elbette güçlüler. Yok top kiminse onun sözü geçerli olur tesellemesi yerel maçların kuralı olabilir belki. Lakin yarı milli denecek oba maçlarının raconu bellidir.
Hazırlıksız. Isınmaymış. Rakip takım henüz hazır değilmiş.Kimin umurunda.Sen takımın bel kemiğini alıp iki yanına aşağı obaya takım kafilesiyle konvoy halinde hareket ettin mi. Rakip obanın çayırına varasıya karşı obanın takımı da yavaş yavaş ete kemiğe bürünürdü.
Her oba takımının bir adı bir de forması olur. Lakin formalar hep aynı renk seçilirdi. Zarureten tabi. Renk beyaz şekil askılı ve yarım kısa kollu atlet ennihayetinde. Takımın ileri gelenin taktirine uygun olarak ekipte varsa bir Almancı çocuğu. Onun getireceği keçeli kalemle atletin sol göğüs hizasına amblem takım adı da nakşedilir. Ta ki evin anasına yakalanıncaya kadar. Zira bir köteği müteakiben kaynatılır yıkanan forma tekrar atlet vasfına da rücu ederdi.
Maçlar genel de yazın ve okullar tatilken ikindinin sıcağı boşa gitmesin telaşesi ile planlanır. Çite çıbığa gitmeyen işsiz ergenlerden oluşan bir kadro ile yapılır. Ayakta soğukkuyu ya da renkli naylon ayakkabı. Çayır çimen güven veriyor ise şayet çıplak ayakla maça çıkan da iyi kaçardı amma.
Yıldız futbolculukta bireysellik esastır. İyi,teknik, çalım atan yetenekler omuzu zoruyla oynayanlardan her zaman bir tık önde giderdi.
Biz en kötü oyuncular takım oluşturulurken hep bir umut kenardan işaret beklerdik. Ya bir kavga çıkar ya bir sakatlanan olur. Ya da eli deynekli bir ana evire çevire döverek sahalardan alırsa haylaz oğlunu anca bize o zaman gün doğar forma terletme ve kendimizi gösterme şansı bulurduk. Pek pas veren olmasa da kadroda olmanın keyfi bir başkaydı.
Süre mi elbette ucu açıktı. İkide haftayım dörtte paydos felsefesi hiç değişmedi. Maçın başı belli ancak sonu kalecilerin ve santrıforların teknik kapasitelerine paraleldi.
Haftayım denince sadece kaleler değişir. Bir es bile vermeden ikinci yarı başlardı. Tabi maç uzatan mücbir sebepler de yok değildi.
Takvimler köyün sığırının arazi mesaisini tamamlayıp eve dönüş saatlerine denk gelmişse. Geçiş öyle ağır seyreder ki.
Yüzlerce inek,dana, camızın geçiş güzergahıdır bizim futbol çayırı. Geçiş seromonisine iştirak eden takım oyuncuları. Maçı unutup herkes kendi hayvanını bulmaya tanımaya göz göze gelmeye çalışırken. Karşılıklı elektrik alındı mı.O içten möö lemelerin doğallığı 12 sıfır galibiyetten daha keyifli gelirdi insana.
Adettendir. Hangi obanın çayırındaysa maç. Galipte o obadır. Sonuç bellidir. Yok. Deplasman takımı galip gelirse. Mazallah. O zaman kavga kaçınılmazdır. Maç gidişatını gözlemleyen takım liderleri işte orda devreye girer. Hakem yoktur oba maçında. Lakin hakemin olağanüstü yetkililerine gizliden takım liderleri haizdir. Maçın gidişatı kavgaya evriliyoru hissederse hemen gizli yetkileri devreye alınır. Gerekirse gol sayılmaz. Endikasyon dışı penaltı verilir. Güçlü oyuncu dışarı alınır. Derken. Sulh ve selametle neticelenecek barışçıl bir skor planlaması yapılarak yorgun argın bir de kavgayla uğraşmayı kimse istemez. Zira, kavga edeceğin kişiler ya emmioğlu. Ya hala oğlu. Ya tarla komşun. Harman yeri komşun. Akşam belki kavga ettiğin eve oturucu gideceksin. Türk filmi var orda seyredilecek. Kavganın ne yeri ne zamanı.
Maç biter bitmesine de. Skormudur esas olan. Bir de maç sonu eve dönüş hesabı var. Aynı kıyafetle kan ter içinde kalarak yaşadığın yorgunluğun bir de evde verilecek hesabı var. Hele de yemeğe de yetişilememişse maç yüzünden. Kimse ne seni bekler. Ne de senin sehmini ayırır. Zira ne var neyok sofraya konur. Silinir süpürülür. Afiyet olsun. Hem yorgun hem aç. Maç sonu kritiğine mecal mi kalır. Bir kenarda kıvrılıp kaldın mı. Kısmet sabah kahvaltısına. İkide haftayım Dörte paydosmuş kimin umurunda.
Not: Maçlar her obanın çayırında oynanır dedim ama. Bizim yukarı obanın bir çayırı da yoktu. Hoş onların süreklilik arzeden bir takımı da olamadı yıllarca.
.png)
Yorumlar
Yorum Gönder